Kızım

Günlük

6.1.2009 · Kategori: _ocuk

2009 yine umut sevgi huzur mutluluk ve sıhhat getirmedi tabi.
Her yıl olduğu gibi bu yılda aaa ne çabuk 2010 geldi diyerek bir bakıcaz ki geçmiş gitmiş.
Galiba 30 lu yaşların üzerine çıkınca böyle hissediyor insan, eskiden bana çok şey ifade ederdi yeni yıl.
Şimdi sadece kızımı düşünüyorum 3 ay sonra 2 yaşına basacak dolduracak yani inanması zor benim için hala onun boncuk gözlerine baktığımda bu benim mi diyorum evet kendine gel eylem o senin.
Ama bakalım geçen yıllar bize ne getirecek bizden ne götürecek.

Öyle merak ediyorum zaman içinde nelerle karşıma çıkacak; dün meyve suyuna pipeti kendisi batırmış meyve suyunuda eline ben vermedim bulmuş, yanıma geldi içiyor ben şok tabi.
Dün birde mandalinayı kendisi soyuyor baktım... inanması zor ama gerçek; kızım büyüyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : yeni yıl, kızım, 2009

2009

31.12.2008 · Kategori: Gundem

Yeni yıl herkese mutluluk, huzur, sevinç ve bol para getirsin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Etiketler : yeniyıl, 2009, yılbaşı

ANNE DEMEK

28.12.2008 · Kategori: _ocuk

ANNE DEMEK
* Klozette gördüğü ilk kaka için kendisi yapmış kadar rahatlayandır.
* Bir gaz çıkartılmasından dünyanın en mutlu insanı olandır.
* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan, şenlik havasına bürünendir.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak, sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden her gün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Cep telefonu ile televizyonu kumanda etmeye çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Bulaşık makinasından çıkardıklarını buzdolabına yerleştirmeye kalkışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp, gözü kapalı geri dönendir.
* Bazen kafasına huni takıp bağıra bağıra kaçacak kadar gözü dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.
* Bebek şef şarkısı söyleyerek, fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak, mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa" sözleriyle çarkedip, en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım" bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli oyuncak kurbağacık, ıslak mendil ve kraker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında, diken diken olmuş her bir saçına rağmen, annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.
* Anne demek iki küçük melekle, gururla, küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreğini parçalara bölüp her bir parçayı özenle onlara sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil, ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır

 

Alıntı:

http://kelebeklebizbize.blogspot.com/2008/12/anne-demek.html

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kadınler, anne, çocuk, eğitim, gözyaşı

İ.MELİH GÖKÇEK

26.12.2008 · Kategori: Siyaset

GÖKÇEK'İ AKP'Lİ AKSU'NUN İŞTE BU BELGESİ YAKACAK

Melih Gökçek tartışmaları sel gibi…

 Geriye kalan kumlarda ne yazılı?

 Şimdi bir resmi belge okuyacağız.

 Belgeyi, çok kıymet verdiğim bir arkadaşım, geçen hafta gönderdi. Üstüne de şu notu eklemiş:

 “AKP Eski İçişleri Bakanı, 15 Mayıs 2003’de, Kemal Kılıçdaroğlu’na, EGO’nun 149 dolara sayaçları alıp 300 dolara sattığını yazılı olarak beyan etmiş. Neyi tartışıyorlar anlayamadım; ya da Gökçek neyi inkar ediyor?”

 Sözü edilen eski İçişleri Bakanı, Abdulkadir Aksu’dur.

 Aksu, Erdoğan’ın önce kabine dışına itip, sonra da Genel Başkan Yardımcılığı’na getirmek zorunda kaldığı ilginç bir bürokrat – politikacıdır.

 Kasım 2002’da genel seçimler oluyor, AKP tek başına iktidara geliyor. Kemal Kılıçdaroğlu yine CHP milletvekili ve bir soru önergesi veriyor. Aksu’da o dönem İçişleri Bakanı ve bakan sıfatıyla yanıt veriyor.

 

Belgenin orjinali için tıklayın

Yukarıdaki belgeye bakarsanız; Kılıçdaroğlu’na da ihtiyaç yok; Aksu gerekeni söylemiş. Yanıtta özetle şu söyleniyor:

 1) Ön ödemeli doğalgaz sayaçları, 1999 yılında 159 dolara, 2000 - 2002

yılları arasında ise 149 dolara alınmıştır.

 2) Sayaçların mülkiyeti EGO’ya aittir.

 3) Vatandaşlar, sayaçları 300 dolara satın almaktadır.

 Arkadaşım haklı; Gökçek neyi inkar ediyor? Sorulması gereken soru şu:

 “Belediyenin tekel olduğu bir hizmette, o hizmetten yüzde 100 kar etmenin belediyecilikteki adı nedir?”

 Kılıçdaroğlu, Gökçek’le tartıştığı gün bu basit soruyu sorabilseydi; içerik bakımında da galip gelebilirdi.

 Meselenin siyaseten önemli bir kısmı daha var.

 Aksu’nun yanıt verdiği tarih nedir? 15 Mayıs 2003.

 Melih Gökçek, bu tarihte AKP mensubu değildir. Gökçek, AKP’ye ikinci kuruluş yıldönümünde (14 Ağustos 2003’te) katıldı. 


 Yukarıdaki  resim, katılım töreninde çekilmişti.

 Gökçek, Mayıs 2003’te neredeydi?

 Gökçek, o dönem serseri mayın gibi, parti mi kursam, Genç Parti’ye mi katılsam diye döner dururdu.

 Yani?

 AKP’nin Gökçek’i koruması için bir sebep yoktu.

 Sonra ne oldu?

 Gökçek, AKP’nin içinde ayrı bir parti gibi oldu.

 Tayyip Erdoğan’ın Gökçek’ten haz etmediği malum. Ama el mecbur, adaylık tespitinde yine ve yeniden Gökçek’i değerlendirmek zorunda. Aksi halde Ankara’da – sanki - iki parti (AKP ve Gökçek) arasında yapılmış koalisyon bozulacak. Panzehir olarak gösterilen isim ise Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok.

 Ne ilginç değil mi?

 Gökçek de siyasi kariyerine (1984 yılında) Keçiören Belediye Başkanlığı ile başladı. Tabi o zaman Anavatan Partisi üyesiydi.

 Bence Türkiye’deki siyaset düzeni için söylenebilecek tek bir cümle var:

 “Hibrit siyaset, hibrit aktörlerle oynanıyor.”

 Ahmet Erhan Çelik

 Odatv.com

23 Aralık 2008

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : i.melih.gökçek, ankara, belediye

DENKLEM

26.12.2008 · Kategori: Gundem

DENKLEM
( İnsan ) = ( yemek ) + ( uyumak ) + ( para Kazanmak için çalışmak ) + ( eğlenmek )  
( Eşek ) = ( yemek ) + ( uyumak )
 
olduğuna göre ilk denklemde ( yemek + uyumak ) yerine ( eşek ) koyabiliriz...
 
( İnsan ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için çalışmak ) + ( eğlenmek )
bu yeni denklemde her iki taraftan ( eğlenmek ) çıkartılırsa:

 
( İnsan ) - ( Eğlenmek ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için çalışmak )
 
Sonuç: Eğlenmesini bilmeyen insan, sadece para kazanmak için çalışan eşekten başka bir şey değildir.

Çinli Filozof Chang Ying Yue'dan:
Her kim gün boyunca arı kadar aktif,
bir boğa kadar güçlü,
bir at kadar çalışkan olduğu halde,
akşam olunca bir köpek kadar bitkin eve dönüyorsa;
bir veterinere görünmelidir.
Çünkü eşek olması,
kuvvetle muhtemeldir
.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : eğlence, insan, eşek,

Yine yine yeniden RTE

21.12.2008 · Kategori: Siyaset

Miraç YILDIRIM - 04/ARA/2008 13:23

 

Bu arada başbakan medya aracılığıyla açıklama yapmış;
"Krizden kurtulmak için yerli malı kullanın!"
* * *
Ben de dedim ki amenna, ba
şbakanımız doğru söylemiş...
Ba
şbakanı cepten arayıp tebrik edeyim dedim...
Me
ğerse Turkcell'in bir kısmına el koyup, Finliler'e Ruslar'a satmışlar...
Telsim'den arayayım dedim...
El koyup
İngilizler'e satmışlar...
AVEA'dan arayayım dedim...
Lübnanlı'ya satmı
şlar...
Ev telefonundan arayayım dedim...
Araplar'a satmı
şlar...
E bari internetten e-posta yollayayım, maksat yerli malı kullanmak olsun...
O da Araplar'a gitmi
ş...
Ne diyelim...
Arab...
Sen bizi kurtar Ya Rab...
* * *
Bari dedim bineyim otomobile, ba
şbakanın yanına gidip öyle tebrik edeyim...
Uzun yola çıkma dan önce araç muayenesi yaptırayım dedim...
Araç muayene i
şlerini Alman'a vermişler...
Sigortasını yaptırayım dedim...
Ba
şak Sigorta'yı Fransa'ya vermişler...
Benzin alayım desem...
Zaten direk Irak'a dolaylı olarak ABD'ye gidecek param...
Ondan da vazgeçtim...
* * *
Madem dedim, ba
şbakanı yerli malı kullanma sevdasından dolayı tebrik edemedik..
E bari gidip bir bankadan kredi çekeyim de yüzde yüz Türk sermayeli bir i
ş kurayım...
Maksat, ba
şbakanın gözüne girmek...
TEB'e gittim, Fransızlar kapmı
ş...
Deniz Bank'a gittim Danimarkalılar almı
ş...
Oyak Bank'a gittim, Hollandalı oturuyor patron koltu
ğunda...
Finans Bank'ı da vermi
şiz Yunan'a...
Hani, Türk Bankası oldu
ğu için Ziraat Bankası'nın Atina'da şube açmasına izin vermeyen Yunanistan...
Ama Allah'ı var sayın ba
şbakanımızın, Garanti Bankası'nın hepsini değil sadece yarısını vermişiz Amerikalılar'a...
Valla tebrikler...
* * *
Dedim ki kendi kendime, bu da olmadı, en iyisi mi açayım bir radyoyu da kafamı dinleyeyim...
Açtım... Süper FM...
Kanadalı'ya satmı
şlar...
* * *
Valla nasıl olur bu i
ş dedim kendi kendime...
Ne var ne yok elin ecnebisi kapmı
ş...
Cep delik tava delik... Nokta nokta nokta üstelik...
* * *
Hemen bir 70'lik rakı açtım büyü
ğünden... Hani Türk içkisi ya. O bakımdan.
Efkar da
ğıtmak için...
Onu da Amerikalılar'a satmı
şlar meğerse...
* * *
Bir tek kömür madenlerini satmamı
şlar...
Seçim zamanlarında i
şe yarıyor çünkü...
Demokraside devrim yaptık ya hani...
Kömür demokrasi düzenine geçirdik ülkemizi...
O bakımdan...
* * *
Hadi bakalım...
Durmak yok yola devam...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : başbakan, yerli malı, recep tayyip erdoğan

YABANCILAŞMA DEDİKLERİ BU HERHALDE

21.12.2008 · Kategori: Gundem

Ahmet Bey, sabah saat 7.00'de 

*Casio* masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.
*Puffy*
yorganını kaldırdı.
*Hugo Boss*
pijamalarını çıkarıp
*Adidas*
terliklerini giydi.
*WC* 'ye
uğradıktan sonra banyoya geçti.
*Clear*
şampuan ve
*Protex*
sabunuyla duşunu aldı.
*
Colgate*
ile dişlerini fırçaladı.
*
BRAUN*
ile saçlarını kuruttu.
*Bill's*
gömleğini ve
*Pierre Cardin*
takımını giydi.
*Lipton*
çayını içti.
*
Sony*
televizyonda medya özetlerini ve
*
flash*
haberleri izledi. *
*
Citizen*
kol saatine baktı. Aile fertlerine
*
'BYE'*
deyip
*Hyundai
* otomobiline bindi.
*Blaupunkt
* radyosunu açarak,
*rock*
müziği buldu. Ağzına bir
*Polo*
şeker attı. Şehrin göbeğindeki
*Mega Center
* 'daki ofisine varınca,
*Toshiba
* bilgisayarını çalıştırdı.
*Microsoft Excel'e*
girdi.
*Ofisboy*
'dan
*Nescafe*
'sini istedi. Saat 10.00'a doğru açlığını
yatıştırmak için
*Grissini *
yedi. Öglen
*Wimpy's Fast Food*
kafeteryaya gitti. Ayaküstü,
*Coca Cola* ve *hamburgeri
*mideye indirdi.
*Camel*
sigarasını yakıp
*Star*
gazetesini karıştırdı. Akşamüzeri iş çıkışı
*Image Bar'
* a uğrayıp
*JB'* sini yudumladı, sonra köşedeki
*Shopping Center*
'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği
*Ariel*
deterjan,
*Ace*
çamaşır suyu,
*Palmolive
* şampuan,
*Gala*
tuvalet kağıdı,
*
Sprite
*gazoz ve
*Johnson
* kolonyayı alarak kasaya yanaştı.
*Bonus
* kartıyla ödemeyi yaptı.
Hafta sonu eşi Münevver'le
*
Galleria*
'ya giden Ahmet Bey,
*Showroom*
'ları dolaşıp
*Converse
* ayakkabı,
*Lee Cooper blue jean
* satın aldı.
Akşam evde bir gazetenin verdiği
*TV Guide*
'a göz atan Ahmet Bey, kanallar arasında
*zapping
* yaparak,
*First Class
* ,
*Top Secret
* ,
*Paparazzi*
gibi programlar izledi. Aynı anda
*
Outdoor*
dergisini karıştırdı. 
Uykusu gelen Ahmet Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.
** 'Ne mutlu Türk'üm diyene!'** diye gerindi ve uyudu.
*Hâlâ da uyuyor. Ne zaman uyanacağı da belli değil.
*** "SES" çıkarın!...

Ahmet Bey ve diğerleri de uyansın... uyansın artık...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : SİYASET, YABANCILAŞMA, İNGİLİZCE

MÜMKÜN OLSAYDI...... BENİM İÇİN HALA MÜMKÜN

18.12.2008 · Kategori: _ocuk

Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı: Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim. Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha cok yakınlık kurmaya çalışırdım. Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım. Daha bilgili olmaya çalışır, daha cok şefkat gösterirdim. Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar, uçurtmalar uçururdum. Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım. Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim. Onunla daha az çekişir, ona daha çok sarılırdım. Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar, sonra bir ev almaya çalışırdım. Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim. Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.
- Diane Loomans

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kızım, çocuk

Hırrrrrr Lütfen okuyun

17.12.2008 · Kategori: Siyaset

Erdoğan Sarayı

Komünist dönemde Romanya'ya gidip gelenler anlatırdı... Çavuşesku'nun Sarayı'nın önünden geçerken dönüp de o tarafa bakanları polis tutukluyormuş...

Saddam'ın Sarayı'na da kimse yaklaşamazdı...
O saraylar tarih oldu... Neyse ki şimdi de Tayyip Erdoğan'ın Sarayı var...

Erdoğan biliyorsunuz Dolmabahçe Sarayı'nın Veliaht Dairesi'ni çalışma ofisi yaptı.

Haftada bir - iki kez gelip burada konuk kabul ediyor...

Saray ile önünden geçen yol arasında 200 metre mesafe ve çok yüksek bir duvar var. Buna rağmen Tayyip Bey sarayına geldiğinde, refakatindeki 200 dolayındaki polise rağmen, sarayın önünden geçen işlek yol yaya ve araç trafiğine kapatılıyor. Otobüslerin duraklarına gelmesine izin verilmiyor. Beşiktaş trafiği altüst oluyor...

Tayyip Bey Sarayı'na gelmediği zamanlardaki durum daha da ilginç... Boş sarayın önünde 24 saat bir minibüs dolusu polis bekliyor. Daha ilginci... Vapur bekleyen vatandaşların oturabileceği ne varsa kaldırıldı. Vatandaşlar soğuk taşlara oturarak vapur bekliyor... Vatandaş taşa değil de tahta sıraya otursa ne olur? O zaman anlaşılan vatandaşlar boş saray için tehlike arz ediyor...

Padişah efendimizin döneminde boş saray bile bu kadar kutsallık arz eder miydi? Sanmıyoruz..
 
10.12.2008
Melih AŞIK
MİLLİYET yazarı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : rte

Dikkat

17.12.2008 · Kategori: Gundem


EKONOMİK AMPULLER ÖLÜMCÜL TEHLİKELİ;

Enerji Ampulü Patladığında...

1)Derhal odayı kırıklara basmadan terk ediniz.
2)Kırıkları ve yerlere saçılan cıva partiküllerini temizlemek için elektrik süpürgesi kullanmayınız. Saçılan cıva partikülleri elektrik süpürgesi sayesinde ortama yayılarak evde zehirli bir durum yaratabilir. .
3)Plastik eldiven takın ve yerdeki cam kırıklarını bir faraşın içine süpürün ve cıva partiküllerini ise paspaslayın.
4)Faraşta topladığınız parçaları bir plastik torbanın içine atın ve ağzını iyice kapatın.
5)Plastik torbayı evdeki normal çöp kovasına atmayın.
6)Onun yerine pil atık kutusuna veya belediyelerce atıkların güvenle imha edildiği yere götürün.
7)Kırık ampulden çıkan tozu solumamaya çalışın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : ampuller

« Önceki :: Sonraki »