Kızım

evet kısa saçlarımız

27.8.2009 · Kategori: _ocuk


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : kısa saçlar

ECEM'İN SAÇLARI

19.8.2009 · Kategori: _ocuk

15 AĞUSTOS 2009 CUMARTESİ ECEM ARTIK SAÇLARINI ÇOK ÖZLEYECEK; ÇÜNKÜ KISACIK KESTİRDİM, RESMİNİ KOYMAK İSTERDİM AMA HENÜZ YÜKLEMEDİM.

KÖTÜ OLDU ASLINDA, FARKINDAYIM; DAHA DOĞRUSU ALIŞIK DEĞİLİZ ECEM VE KISA SAÇLARA, ONUN İÇİNDE GÖZÜMÜZE KÖTÜ GÖRÜNÜYOR.

AMA ÇOCUĞA KARŞI "BERBAT OLMUŞ" DEMEK HİÇ DOĞRU DEĞİL VE HOŞ BİRŞEY DEĞİL.

ÇÜNKÜ O KÜÇÜCÜK BİR ÇOCUK VE SAÇLARINI HENÜZ KONTROL EDEMİYOR.

TARATMAZ BANYO YAPARKEN MIZMIZLANIR

EN İYİSİ KISACIK KESİP KURTULMAKTI VE BENDE ÖYLE YAPTIM.

ŞİMDİ ÇOK RAHATIZ SABAH ÇIKARKEN KÜÇÜCÜK BİR TOKA TAKIYORUZ VE ÇIKIYORUZ.
ÇALIŞAN ANNELERE TAVSİYE ÇOK RAHAT OLUYOR.
VE TABİKİ ÇOCUĞU KREŞE GİDEN VE KREŞDE SÜREKLİ KUM OYNAYAN ANNELERE TAVSİYE DEİYORUM.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : KISA SAÇLAR, SAÇ KESMEK,

ooooooo çok uzun zaman olmuş yine

28.7.2009 · Kategori: _ocuk



Ama sakin olun kaçırdığınız herşeyi yazıyorum buraya özetleyerek.
Çalışmaya başladım 2006 Ekim ayında çalışma hayatıma noktayı koymuştum.
2009 tammuz ayında ise kaldığım yerden aynı tempo ile başladım.
İşte bu benim yine hayatımın dönüm noktası oldu.
Ecem mi?
Kreşe başladı....
15 Haziran 2009 Yeni Ev Yeni bir semt
02 Temmuz 2009  İş hayatı
07 Temmuz 2009 kızımın okul hayatı
bu benim hayatımın 3 uğurlu günü oldu.
Ecem kreşi başta çok çabuk kabul etti gibi oldu ama baktı burdan kaçış yok bari huysuzluk yapayım dedi 1 2gün sonra bize sorun çıkartmaya başaldı ama kreşde çok mutlu olduğunu hissedebiliyorum. çünkü o anlatamadığı dili ile bize neler neler söylüyor görseniz. Cumartesi çalışmıyorum tüm hafta sonunu kızımla geçirebiliyorum. Sorunlar yemek yemiyor şu anda o var.
birde eksik kaldı tuvalet eğitimimiz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kreş, çalışmak

Lütfen tüm anne ve babalar okusun

7.5.2009 · Kategori: _ocuk

 

Büyük bir bilgisayar firmasinin genel müdürü, bilgisayar fuarinda kendi

standinin bir isiyle ugrasirken telasli bir baba sokulur yanina...

- "Kardes bakar misiniz," der, tezgahtar sandigi genel müdüre.

 

- "Çocuguma bir bilgisayar almak istiyorum. Hangi modeli tavsiye edersiniz?

Ram'i kaç olsun? Hafizasi kaç gigabayt olursa iyidir? CD okuyucusu

<_script /><_script />

recordable olursa daha iyi olur mu? Ekran karti kaç megabayt olursa iyi

sonuç aliriz? Bu modeli ileride update edebilir miyiz?"

 

Bilgisayar firmasinin müdürü, nefes almadan konusan ve isteklerini ardi

ardina siralayan baba sözünü bitirince araya girer...

-  "Çocugunuz kaç yasinda?"

 

- "Onbir."

 

- "Siz ona en iyisi gidin bir bisIklet alin beyefendi."

 

Ne zaman satanizmin pençesine düsüp intihar eden gençlerin haberini okusam

gazetelerde, hep bu öykü gelir aklima. Bilgi amaci ile kullanilmayan<_script /><_script />

bilgisayarlarin insan üzerine tahribatindan kuskulanirim hep. Bu kez de öyle

oldu zaten. Çocuklarini ortalikta patirti yapmasinlar diye dört - bes

yaslarinda bilgisayarin önüne oturtan anne ve babalar, onlara artik bir

bilgisayar oyunu kadar uzak kaldiklarini çok geç farkettiler bence.

Potansiyel katil yetistiren Doom oyunlarinin, kötü ile iyiyi ayirmaktan

yoksun taze beyinlere seytan veya kurban olmayi ögütleyen fantastik

interaktif safsatalarin; büyücüler, cadilar, efsunlu yüzüklerden ibaret

saçma sapan Hollywood yapimlarinin o güzelim kusagi gelip koydugu yer

elbette ki bir uçurumun kiyisi olacakti. Üstelik en egitimlilerin arasindan

çikti bu intiharlar. Ve çok sasirdi anneler babalar.

<_script /><_script /> 

Oysa o okula girebilmek için yillarca bir tek sey ögrettiler çocuklarina:

- "Bilgisayarinin basina otur ve digerlerini parçalamayi ögren. Eger test

sinavlarinda senin yasindaki 10 arkadasini elersen, yani 10 arkadasinin

hayatini kaydirabilirsen, onlari mahvedersen yabanci dille egitim yapan o

okullara girebilirsin... Mutlu olmak için 10 kisiyi mutsuz etmen lazim

çocugum."

 

Böyle hazirladilar çocuklarini hayata.

"Parçala, yok et ve öldür..." Yok et arkadaslarini. Öldüremediklerini de

intihara tesvik et...Öldürdügün sürece hayatta kalirsin evlat. Mutluluk

sadece ve sadece basaridir.  Oysa bir çocugun mutlu olmasi için oyunlari,

<_script /><_script />

bebegi, futbol topu ve bir bisIklet yeter...Bir bisIklet bazen daha çok sey

ögretir çocuga. Ama aileler arasinda insan yetistirmek yerine sinavlari

birer birer kazanan bir robot yetistirme egilimi daha çok agir basiyor.

Onlari agaç seven, deniz seven, kus seven, doga seven birer çocuk olarak

yetistirmek yerine  onlardan test hocasini sevmelerini istiyoruz nedense.

 

Oysa düsünsenize;  sadece hayvan sevgisi asilasaniz bile kedilerin

katledildigi aptal saptal satanist ayinlerden uzak durur çocugunuz. Sadece

bir kedi sevgisi... Miril miril bir kedi  sesi, gürül gürül akan bir  hayat

olur...

 

Kumsala vuran deniz yildizlarini kurtarmak için onlari birer birer denize<_script /><_script />

atan çocuga  "Kumsalda milyonlarca deniz yildizi var. Ne fark eder ki" diye

sorduklarinda, denize firlattigi deniz yildizini göstererek  "Bunun için çok

sey fark edecek" demek için, dolasilan kumsallarda hiçbir zaman "Game Over"

yazmaz kumlarin üzerinde...

 

"Game Over..."

 

Gani MUJDE

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : çocuklarımız

Ecem Abla oldu

31.3.2009 · Kategori: _ocuk

Ablacığımın bir kızı var artık İlkay Irmak DOĞAN İlkay Irmak hayatımıza güneş gibi doğdu.

Blog sayfamı ziyaret etmiyorum çünkü ecem bilgisayarı açtığım anda çizgi film izlemek istiyor zaten yeterince tv izliyor.
Bende hayatımdan bilgisayarı çıkarıyorum.
O uyurkende ev işi yemek babamız gelene kadar zaman çok çabuk geçiyor artık yazda geldi sayılır biz evde durmayız sıkı durun parklar biz geliyoruz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : ecem

Yaşam Devam ediyor

22.2.2009 · Kategori: _ocuk


Canon 480

Hiç kimseye yarın vaat edilmemiştir.

Hayatı erteleme…

Çoğumuzun hayatlarında inişler ve çıkışlar olmuştur. Yaşamadım diyenler bile yalan söylerler.

Geriye dönüp bir saniye öncenizi hatırlayın. Bakalım neleri kaybettiniz?

Yakaladığınız sandığınız fakat yakalayamadığınız, elinizden bir çırpıda kaçırdığınız, koskoca bir yaşamı...

Sakın kaçan zamanın peşinden koşmaya da kalkmayın… Koştukça o sizi ezip geçecek. Ezdiğini de bakışlarıyla bir güzel belli edecek.

Tıpkı bir akrebin yengeci kovaladığı anda önüne bir engelin çıkması ve engeli nasıl geçeceğini planlaması gibi..

Akrep engelin karşısında durdukça, yengeç bir süre olacakları izleyecek. Belki de engel sayesinde Akrebin yanına yaklaşamayacağını düşünecek. Ama akrebin ısrarlı tutumu karşısında şaşkına dönecek.

Akrep inatla engele kafa tutacak. Kaçmayacak. Engelden korkmayacak. Sabırlı emin adımlarla yavaş yavaş ilerleyecek. Kumu havalandırmadan. Tadını çıkarta çıkarta... Bekleyecek. Nefes alacak…

Aslında Yengeç, akrebin yavaş yavaş yaklaştığını gördükçe mutlu olacak. Belli etmemeye çalışacak. Bir yandan engelin yanıbaşında olduğunu görecek diğer yandan o kadar uzakta olduğunu fark edecek…

Yengeç düşünecek, düşünecek, düşünecek.

Acaba engelin çevresinden temkinli adımlarla gelen akrebi mi tercih etmeli, yoksa daha yakınında duran engeli mi?

Yengeç, akrep yanına geldiğinde ya kalbini teslim edecek ya da kumun altında çukur kazıp engele sığınacak.

Bir gün denizde çıkacak kum fırtınasıyla engelin onu bırakarak kıyıya sürükleneceğini bilse bile…

Yengeç bir yandan akrebin yanına gelmesini arzu ederken diğer yandan geri adım atmaya çalışacak. Belki de akrep yanına geldiğinde korkacak, savunmaya geçecek ve akrebi öldürmeye kalkacak…

İşte o zaman Akrep öldürülmeyi tercih edecek. Hiç değilse acı çekmeden öleceğini bildiği için teslim olmayı kabul edecek.

Akrebin arkasından ağlayanlar olacak. Ama bir süre sonra o da unutulup gidecek.

Hayatı erteleme arkadaşım.

Erteledikçe boğulursun.

Boğuldukça kurtarılmayı beklersin.

Ama seni kurtaracaklar yüzme bildikleri halde kıyıdan boğulmanı izleyecekler.

Sonra da nasıl boğulduğunu birbirlerine anlatıp yaşamlarına kaldıkları yerden devam edecekler.

Mutluluk yanıbaşında…

Sadece akrebin gözlerine bakman yeterli.

Akrep, senin haberin olmadan, sana zarar vermemek için zehirini denize akıtmış, engeli aşmış, farkında olmadan senin kalbini çalmış bile.

Sana tüm yaşamı boyunca kavuşmak için bir saniyesini bile kaybetmek istemiyor.

Hayatını ertelemiyor.

Mutluluğa ulaşmak için neyi bekliyorsun.

Sevgiyle,

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : gelecek

hastada olurmuş... aman da aman

23.1.2009 · Kategori: _ocuk

Üzgünüm.
Uzun zaman sayfama istediğim yazılarımı ekleyemiyorum.
Kızım tüm zamanımı alıyor.
Ecem ürtiker olmuş (ben inanmıyorum ama) doktorlar öyle diyor. Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin aciline götürdük,  Pazar günü sabaha karşı (18/01/2009) oradaki doktorlar kızımın halini gördü; sanki Ece başka bir çocuktu,  suratı kıpkırmızı, göz kapakları balon gibi ay çok fena.
Neyse alerji iğnesi yapıldı yarım saat sonra şişler inmeye başladı. Biz bekledik uzman doktor geldi ve dediki  " kızınızın bir besine karşı alerjisi olabilir,  suratın bu kadar şişmesi normal değil hafta içi getirin test yapılsın" bizde 2 günde randevu aldık ve götürdük.
Gittiğimiz doktor "biz 20  aylık çocuğa test yapamayız" dedi. Ürtikermiş biz deneyerek hangi besine karşı alerjisi olabileceğini bulacakmışız.
Sinirlerim çok bozuldu ağlamak istiyorum hatta ağlıyorumda. Ablacık bu testin yeni doğan çocuğa bile yapıldığını söylüyor. Bakalım bende araştırıyorum. Eğer bu yazımı okuyan ve konu hakkında bilgisi olan varsa lütfen beni bilgilendirsin.
Gelelim bugüne (21/01/2009) sabah uyandı burnu akıyor. Hafif ateş vardı ilacını verdim Ecem hergün aynı saatte uyanız aynı saatte öğle uykusunu uyur ve aynı saatte akşam uykusuna yatar.
Bugün öğlen uykusuna 11 gibi yatırdım ama bir saat uyudu uyandı bir saat bile değildi. Huzursuz huysuz yemek yedirdim biraz oyun oynadık ateşine baktım 37 yüksek değil yani.
O saatten sonra öyle devam ettik biz saat 17 gibi uyudu kızım saat 18 de uyandı yine; 39 derece ateş ile. Hemen soğuk su kompleksi yaptık ateş 37 ye düştü acile götürdük.
Acilde ateş 38,5 ölçüldü, doktor yükselerek seyreden ateş olduğunu söyledi ve kan tahlili yaptırdık kızım grip olmuş.  Şimdi uyuyor ama huzursuz. İşte böyle arkadaşlar canım acıyor onun gözünden dökülen tek damla gözyaşını görünce.

Bu resimde suratındaki şiş inmiş hali daha kötüydü...



Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : Kartal eğitim, ürtiker, alerji, yüksek ateş

Günlük

6.1.2009 · Kategori: _ocuk

2009 yine umut sevgi huzur mutluluk ve sıhhat getirmedi tabi.
Her yıl olduğu gibi bu yılda aaa ne çabuk 2010 geldi diyerek bir bakıcaz ki geçmiş gitmiş.
Galiba 30 lu yaşların üzerine çıkınca böyle hissediyor insan, eskiden bana çok şey ifade ederdi yeni yıl.
Şimdi sadece kızımı düşünüyorum 3 ay sonra 2 yaşına basacak dolduracak yani inanması zor benim için hala onun boncuk gözlerine baktığımda bu benim mi diyorum evet kendine gel eylem o senin.
Ama bakalım geçen yıllar bize ne getirecek bizden ne götürecek.

Öyle merak ediyorum zaman içinde nelerle karşıma çıkacak; dün meyve suyuna pipeti kendisi batırmış meyve suyunuda eline ben vermedim bulmuş, yanıma geldi içiyor ben şok tabi.
Dün birde mandalinayı kendisi soyuyor baktım... inanması zor ama gerçek; kızım büyüyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : yeni yıl, kızım, 2009

ANNE DEMEK

28.12.2008 · Kategori: _ocuk

ANNE DEMEK
* Klozette gördüğü ilk kaka için kendisi yapmış kadar rahatlayandır.
* Bir gaz çıkartılmasından dünyanın en mutlu insanı olandır.
* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan, şenlik havasına bürünendir.
* Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır.
* Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır.
* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak, sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.
* İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır.
* Tatil yapamamanın kitabını yazandır.
* Eskiden her gün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır.
* Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır.
* Cep telefonu ile televizyonu kumanda etmeye çalışandır.
* Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır.
* Bulaşık makinasından çıkardıklarını buzdolabına yerleştirmeye kalkışandır.
* Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp, gözü kapalı geri dönendir.
* Bazen kafasına huni takıp bağıra bağıra kaçacak kadar gözü dönendir.
* Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır.
* Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.
* Bebek şef şarkısı söyleyerek, fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır.
* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak, mısırı tanelere ayırmaktır.
* İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa" sözleriyle çarkedip, en yakın parkın yolunu tutmaktır.
* Anne demek bebek havuzunda yüzmektir.
* Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım" bakışı atandır.
* Aşı takvimini ezbere bilendir.
* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.
* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.
* İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir.
* Uyduruk ninni besteleyendir.
* Çantasında sürekli oyuncak kurbağacık, ıslak mendil ve kraker taşıyandır.
* Son teknoloji telefonu denize atıldığında, diken diken olmuş her bir saçına rağmen, annecim telefonlar yüzemez diyebilendir.
* Anne demek eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.
* Anne demek hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.
* Anne demek iki küçük melekle, gururla, küçük dağları ben yarattım edasında yürüyebilmektir.
* Anne demek yüreğini parçalara bölüp her bir parçayı özenle onlara sunmaktır.
* Anne demek 9 ay karnında taşımak değil, ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır

 

Alıntı:

http://kelebeklebizbize.blogspot.com/2008/12/anne-demek.html

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kadınler, anne, çocuk, eğitim, gözyaşı

MÜMKÜN OLSAYDI...... BENİM İÇİN HALA MÜMKÜN

18.12.2008 · Kategori: _ocuk

Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı: Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim. Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha cok yakınlık kurmaya çalışırdım. Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım. Daha bilgili olmaya çalışır, daha cok şefkat gösterirdim. Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar, uçurtmalar uçururdum. Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım. Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim. Onunla daha az çekişir, ona daha çok sarılırdım. Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar, sonra bir ev almaya çalışırdım. Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim. Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.
- Diane Loomans

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kızım, çocuk

« Önceki ::